Bugun...


Soner EROL


facebook-paylas







Filistin Sorununun Doğuşu: Neydi Bu İşin Aslı?
Tarih: 21-12-2017 15:30:00 Güncelleme: 21-12-2017 15:30:00


Filistin Sorunu, birçok kaynakta ifade edildiğinin aksine İsrail Devleti’nin resmen kurulduğu 1948 yılında aniden ortaya çıkan bir sorun değildir. Bilakis, meselenin çok daha eskiye uzanan bir geçmişi vardır. 19. Yüzyıl siyasi tarihine baktığımızda, dünyanın temel gündeminin Osmanlı İmparatorluğu’nun elinden çıkmış veya Osmanlı otoritesinin zayıflamış olduğu topraklarda yaşanan istikrarsızlık olduğunu görürüz. Osmanlı yönetimi altında yüzyıllarca istikrar ve düzenin hüküm sürdüğü başta Balkanlar ve Ortadoğu olmak üzere birçok bölgede, Osmanlı sonrası büyük bunalımlar, çatışmalar yaşanmış; ortaya çıkan kaotik durum ise söz konusu bölgelere dönemin büyük devletlerinin askeri, siyasi ve ekonomik müdahalelerine sebebiyet vermiştir. İşte Filistin Sorunu tam da böyle bir dönemde, Arap Vilayetlerindeki Osmanlı otoritesinin zayıflamasını fırsat bilen Birleşik Krallık, Fransa ve Çarlık Rusya gibi fırsatçıların bölgeye müdahalesiyle başlamıştır. Temel siyaset tarzları Osmanlı yönetimi altındaki azınlıkları ‘toprak ve devlet’ vaadiyle kışkırtıp isyana zorlamak olan bu devletler, gerek Osmanlı tebaası içindeki gerekse dünyanın farklı bölgelerindeki Yahudileri Osmanlı idaresindeki Filistin topraklarına göçe teşvik ederek onlara, burada bir Yahudi devletinin sözünü verdiler. Bu destek neticesinde 1897 yılında Basel’de toplanan Birinci Siyonist Kongresi’nde ‘’Siyonistler Filistin’de Yahudiler için halk nezdinde ve hukuk tarafından korunan bir yurt kurmayı hedefler.’’ amacı Tüm Yahudiler için ortak hedef haline getirildi. Büyük devletler nezdinde temaslara geçen Dünya Siyonist Örgütü lideri Theodor Herzl, Sultan Abdülhamid Han’a başvurarak, Osmanlı dış borçlarının ödenmesi karşılığında Kudüs Eyaletinden toprak satın almak istediğini bildirdi. Ancak Herzl, günlüğüne Sultanın devlete tabi olmayı kabul eden tüm Musevilere kapıları açmaya istekli olduğunu, fakat insanların yerleştirileceği bölgelere hükümetin karar vereceğini, Filistin hariç olmak üzere Mezopotamya, Suriye, Anadolu gibi eyaletlere yerleşime izin verileceğini yazmış ve yazısını, “içinde Filistin’in olmadığı bir imtiyaz!” diye bitirmişti. Siyonist tehlikeyi en başından sezen Sultan Abdülhamid Han’dan umduğunu bulamayan Herzl bu sefer yönünü İngiltere’ye döndü. Londra’daki Siyonist Sözcüsü Chaim Weizmann’ın ve Herzl’in İngiltere hükümeti nezdindeki çabalarıyla, 1917’de Balfour Deklarasyonu ilan edildi. Buna göre İngiltere, Filistin topraklarında bir Yahudi milli devletinin kurulmasını onaylıyor ve destekliyordu. Nihayetinde, bu ilan ile birlikte Yahudilere yurt kazandıran, Filistinli Arapları ise öz yurtlarından eden Filistin Sorunu başlamış oldu. Henüz Dünya Savaşı devam ederken ve hala Osmanlı yönetimi altında olan Filistin topraklarına ilişkin bu hayati karar, Osmanlı İdaresine isyan etmiş İngiliz İşbirlikçisi Şerif Hüseyin tarafından da desteklenmişti. Savaşta İngilizlerle birlik olup Mekke’deki Osmanlı askerlerini sırtından vuran Hicaz Emiri Şerif Hüseyin, bağımsız(!) bir Arap devleti kurmak ve oğlu Faysal’ı Irak Kralı yapmak karşılığında İngiliz-Siyonist cephesine katılmış, böylelikle yıllarca sürecek Filistin Sorununda Yahudi tarafını tutarak daha en baştan elini soydaşlarının kanına bulamıştır. Savaş sonrasında Osmanlı idaresinden çıkan Filistin topraklarında İngiliz Manda yönetimi kuruldu. İngilizlerin himayesi altında bölgeye yerleşen Yahudiler, bölgenin tarihsel olarak asıl sahipleri olduklarını iddia ediyorlar ve bu iddiayı desteklemek adına Tevrat’tan ve Kuran’dan referanslar gösteriyorlardı. Oysa ilk göçler gerçekleştiğinde Filistin nüfusunun %85’i hala Arap’tı ve bölgedeki Arap varlığı en az Yahudiler kadar eskiydi. Üstelik burada ciddi bir Hıristiyan nüfus da mevcuttu. Bu husus, atlanılmaması gereken bir vakıadır. Bölgenin mutlak olarak bir halka değil burada yaşayan tüm halklara ait olduğu tarihi bir gerçekliktir. Bu bakımdan Filistin’in ve Kudüs’ün Yahudilere ait olduğu iyi bir siyasi propagandadır, lakin çok kötü bir tarihçiliktir. Kudüs, üç semavi dinin de kutsalıdır. Yahudi’nin olduğu kadar Müslüman’ındır; onun olduğu kadar Hıristiyan’ın.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
    AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  • BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
    BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  • İÇERDE 19. BÖLÜM
    resim yok
  • Osman Zeki Öner
    Osman Zeki Öner
  • Osmanlı
    Osmanlı
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  1. AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  2. BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  3. İÇERDE 19. BÖLÜM
  4. Osman Zeki Öner
  5. Osmanlı
  6. Kubat Ötme Bülbül
VİDEO GALERİ
YUKARI