Bugun...


Servet ARSLANER


facebook-paylas







SAİD-İ NURSÎ:ÇAĞLARA HİTAP EDEN BEDÎÜZZAMAN -2- (07.06.2018)
Tarih: 07-06-2018 05:17:00 Güncelleme: 07-06-2018 05:17:00


Said-i Nursî, İstanbul’a geldikten sonra, o günün akım ve modasına uyarak Sultan 2.Abdülhamit düşmanları kervanına da katılmış ve maalesef çoğu İngiliz Gizli Servisi tarafından kurulup uzaktan idare edilen dergilerde  ( Volkan vs.gibi ) çok ateşli muhalif yazılar yazmıştır. 13 Nisan 1909 (31 Mart Vak’ası) olayları sebebi ile mahkemeye çıkarıldığı zaman, kendisine pencereden gösterilen asılmış kişilere, manasını anlamamış gibi umursamaz tavırlarla  “ O’nun verdiği canı, O'ndan gayrısı alamaz ..” diyecek ve yaptığı savunmayla da. herkesi hayretler içerisinde bırakacaktır. Mahkeme Hey’eti, yeterli delil olmaması sebebi ile beraat kararı verdikten sonra teşekkür bekleyen kadılara dönerek : '' Yaşasın zalimler için cehennem ! '' diyecek kadar asilleşiyor, inandığı değerler için en küçük bir geri adım atmadığı gibi sarmaş dolaş  şekilde tam bir bütünlük gösteriyordu. Bu yolda şu ünlü cümlesini haykırıyordu:'' Ekmeksiz yaşarım, amma; hürriyetsiz yaşayamam''

Seferberlik Döneminde (1914-1918) arası tevafuka bak ki, 2.Abdülhamit’in  müthiş dehâsının ürünü HAMİDİYE ALAYLARI  ile Doğu Anadolu ve Kafkas Cephelerinde savaştı. Hazar kıyılarındaki esir kamplarından bulduğu bir fırsat sonucu kaçarak Gürcistan üzerinden Batı’ya, oradan da tekrar Anadolu’ya  intikal etti ve  kendini adadığı dâvâsını sürdürmeye devam etti.

Özellikle İstanbul’a geldiğinden beri ; Doğu vilayetlerine Medreselerin ( üniversitelerin ) açılmasının kaçınılmaz olduğunu, buraların eğitimle yeniden toparlanmasının gerektiğini, tüm sosyal ve siyasal nedenlerle bu milletin başına sonraları açılacak gaileleri o günlerden ortaya çıkararak tedbirlerin ancak ve ancak eğitim yoluyla olabileceğini söylüyordu. Sultan Abdülhamit ’e, Sultan Reşad 'a, Gazi  M.Kemal Paşa ya ve diğerlerine aynı şeyi yıllarca tekrar edip durdu . Hattâ, İttihat-Terakki Döneminde söylediklerini  anlayamayacak kadar dar ve küçük beyinler, böylesine vizyon ve ufuk dehâsı  bir münevveri “ Deli ” diye hücrelere bile koymak gafletini gösterdiler. TBMM’nin 2.Dönem üyelerinden Giresun Mebusunun hatıralarında : “ Gazi Mustafa Kemal Paşa, Şeyh Said kalkışmasından sonra Said-i Nursî’yi makama çağırarak görüş alış verişinde bulunur. Said-i Nursî, 3 Padişaha (son ikisi İttihat-Terakki Diktatörlüğü) döneminde söylediği Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun istikbalde Türkiye Devlet ile bütünleşmesinin; yine bu bölge çocuklarının Yeni Devletin terbiyesi ve ihtimamı ile çok kaliteli ve yüksek eğitim verilerek yetiştirildikten sonra bu bölgelerde bunlar eliyle hizmetin sürdürülmesi ile mümkün olacağını, bunun için de özellikle Van’da bir büyük Üniversite kurulmaya başlanması icap ettiğini...... Bu görüşme esnasında, sesler koridorlara taşacak kadar karşılıklı gerilimler bile yaşanmış idi ..” diyor. Aynı hatıratta, “...Gazi Mustafa Kemal Paşa ile büyük oranda mutabık kalındığı halde, takip eden zaman zarfında Gâzi, başka zatlar tarafından yanıltılarak bu kıymetli mutabakat uygulanamadı..” diye devam etmektedir. Ve maalesef bu büyük mütefekkir’in daha sonraki yıllarda kalan hayatının tamamı  devlet takibi,  sürgün , hapis  ve mahkemelerle geçirtildi. Halbuki; bugünlerde  “ Güneydoğu  Mes’elesi “ denince eğitimsizlikten dem vuranların kulaklarını yıllar öncesinden çınlatıyordu. Aslında her defasında ve her şeye rağmen, onun bu niyetinin önemini sezen liyakatı üstün ilgili ve yetkililer de yok değildi. Lâkin bunların verdikleri tahsisatlar zamanın sosyal ve siyasi gelişmeleri karşısında sekteye uğruyor bir türlü gerçekleşmiyordu.

Ne kadar ilginçtir ki devlet; cenaze töreninin  bile yapılmasına izin vermedi. Halkın bunu ısrarla talep ettiğini beyan ettiği için Urfa Valisini çok çirkin bir şekilde fırçalayan dönemin İçişleri Bakanı (Dahiliye Vekili) Namık GedikBedîüzzaman’ın  23 Mart 1960 tarihinde Rahmet-İ Rahman’a yürüyüşünden 64 gün sonra ABD, BATI ve yerli ajanlarının da katkılarıyla  gerçekleştirilen kanlı ve vahşî bir darbeyi takip eden günlerde ( 27 Mayıs ) Darbecilerİ tarafından yakalandığı evin 4.cü katının balkonundan atılarak öldürülecekti.

Ve şimdi  daha da  ilgincini söylüyorum : “ Kürt doğdum ; Arapça yazıyor, Türkçe konuşup “TÜRK’ÇE” düşünüyorum.“ diyen kâmil ve bilinçli bir Vatansever olan  Bedîüzaman’ın vefatından tam 30 yıl sonra , bu büyük mütefekkir’in ve İslâm âliminin,  IRKÇILIĞIN NE KADAR YANLIŞ, YIKICI ,TAHRİP EDİCİ ve BÖLÜCÜ BİR YOL olduğuna dair kıymetli sözleri , helikopterlerle Doğu ve Güneydoğu’muzda yuvalanmış bölücü unsur-ların yoğun olarak bulunduğu dağlara ve ovalara atılacaktı. Keşke, şu “Keşke”ler olmasaydı, hiç hata olmazdı değil mi ? 

Ve bir de : Böylesi Ulu Çınarların gölgesini ve kabuğunun altını; ihanetle, kalleşlikle, takiyye ile, ihtiras  ve enaniyetle kaynak haline gelmiş sefil zihniyetlerinin barınağı yapanlar olmasa...Yazık ki, tüm Ulu Çınarların acı kaderi bu !.. Ves-selâm..!..





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
    AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  • BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
    BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  • İÇERDE 19. BÖLÜM
    resim yok
  • Osman Zeki Öner
    Osman Zeki Öner
  • Osmanlı
    Osmanlı
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  1. AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  2. BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  3. İÇERDE 19. BÖLÜM
  4. Osman Zeki Öner
  5. Osmanlı
  6. Kubat Ötme Bülbül
VİDEO GALERİ
YUKARI