bursa escort görükle escort bursa escort escort bayan bursa bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort alanya escort bayan antalya escort eskişehir escort mersin escort alanya escort bayan bodrum escort bayan havalimanı transfer
Altıparmak Escort Bayan Eskort Bayan Escort Bursa Bayan Escort Bursa Escort Bursa Escort Bayan Escort Bayan Escort Bursa Eve Gelen Escort Gemlik Escort Görükle Escort İnegöl Escort Karacabey Escort Kumla Escort Masöz Escort Mudanya Escort Nilüfer Escort Osmangazi Escort Otele Gelen Escort Rus Escort Sınırsız Escort Travesti Escort Ukraynalı Bayan Escort Yıldırım Escort
Bugun...


Servet ARSLANER


facebook-paylas







BİR ASABİYETÇİLİK HASTALIĞI : KAMPLAŞMA
Tarih: 05-04-2021 10:38:00 Güncelleme: 05-04-2021 10:38:00


Kamplaşma, ithal siyasetin mayasından kaynaklanan bir sosyal hastalık. Ülkemizin o kadar çok hayâti mes'eleleri varken, 1933’lerde, Tek Parti ve Nazizm'in parladığı devirlerde, bugün radikal devrimci diye bildiğimiz eski tüfek Marksistlerin Adolf Hitler'e ve Nazizm'e methiyeler yazdığı ve özendiği bir devirde Millete dayatılan sloganların ve esâsında; çok sinsi bir şekilde, en son Vatan parçası olarak avucumuzda kalmış Anadolu'daki Millî Birliğimizi parçalamaya yönelik tuzak tezgâhların ürünü dayatmaların gündemimizi işgal etmesi tesâdüfî değildir. Elbette bu işlerin arka planı var. Siyasette kendilerine iş arayanlar, olayı Mustafa Kemal çizgisinden başlatarak, taaa Türklüğe kadar götürüyorlar. Zaten oldum olası, bu kesimin bildiği başka bir şey de yoktur. Tahtarevalli ile oynama misâli: kaldır Mustafa Kemal - indir Türklük ; kaldır Türklük - indir Mustafa Kemal.. Milletimiz buna : "Benim oğlum bina okur, döner döner bidaha okur!" demiş.

Son 180 yıldan beri en çok Türkçülük yapanların menşeini tıkladığımızda çoğunun Türk olmadığı ortaya çıkıyor. Aynı şekilde Kürtçülük yapanlar da ya Ermeni veya İsrail kölesidir ve kökenlidir. Bu tesadüf olabilir mi ? İnsanımız Türk’se Türktür, Kürt’se Kürt'tür, Arnavut’sa Arnavuttur. Kesin olan ise ; hepimizin kabul etmek zorunda olduğu bir gerçek vardır : Herkesin Türkiye Cumhuriyetinin eşit haklara sahip vatandaşı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin onurlu bir yurttaşı olduğudur. "Türkiye" kelimesinin ıstılahî anlamı da : " TÜRKLERE AİT VATAN, TÜRKLERİN ÜLKESİ" demektir. Ancak her sabah aç karına, içlerinde 7 yaşına kadar Türk olduğunu duymamışları psikolojik olarak dürtmekten başka bir işe yaramayan çoluk çocuğa, üstelik de her birinde ofsayta düştüğü bilinen, bir çok yanlışları ile Gâzi Mustafa Kemal Atatürk'ü dahî zora sokmuş , daha da önemlisi mazisi karanlıklara uzanan BİR FANATİK'in dizdiği sloganları tekrarlatmak, bu körpe dimağlara ne Türklüğü, ne doğruluğu, ne çalışkanlığı, ne Vatanseverliği, ne fedâkârlığı..vs.. aşılayamadı ve de aşılayamaz.

Türkçemizi dahî öğretemediğiniz insanların yamaçlarına : “Ne mutlu Türk’üm diyene” yazanların gizli maksadı, yöre halkını devlete karşı kışkırtmaktır. “Siz de ne mutlu Kürdüm diyene yazın”, veya “Ne mutlu Arap olana." diye yazın da kapışın. Kavganız da hiç bitmesin..” maksatlıdır. 160 yıldan beri de hiç bitmedi.

 

80 yıl boyunca “Türküm, çalışkanım.” dedirttik. İyi de, neden yıllarca İMF gibi faiz ve sömürü lobilerine tutsak yaşadık ? Daha düne kadar "Yerli Malları Haftası"nda elmadan, armuttan, fındıktan, üzümden gayrı neyi sergiledik? Hangi Bilim ve Teknoloji Fuarında hangi makinamızı, hangi motorumuzu, hangi ileri teknolojimizi sergileyebildik ? Niçin, henüz 22 yıl önce İsrail Devletine Tanklarımızı ihalesiz bir şekilde tamire gönderdik ? Üstelik,Tank -Palet Fabrikamız varken (Burada gülmemiz gerekmiyor mu ?)…

 

80 yıldır “Doğruyum” dedittirdik. Doğruluk neremizde ? Bir Alman İşadamından "Namaz kılacağız" diye izin istiyoruz. Adamcağız bizi "Doğru" sanıyor, bizim için mescit yaptırıyor. Biz ne yapıyoruz : "Namaza gidiyoruz." diye kaytarıyoruz, Alman da mescit'i kapatarak samîmi namaz kılanlara da izin vermiyor. Müslüman halkın yiyeceklerine domuz etlerini kim katıyor? İhalelere fesadı kim karıştırıyor ! Buzdan jeton yaparak Avrupa'daki büfeleri kim söğüşlüyor ? Bizi, AB'ne niye alsınlar ki ?

 

"Büyüklere saygı küçüklere sevgi.." İyi de; büyükler yaşlılar yurdunda, gençler de uyuşturucu çetelerine tutsak. Genç anneler de sığınma evlerinde. Çocuklar bile pornonun ağında. Yılda 250-300 kadın cinayeti doğruluk mudur? Hepsi aşağı yukarı "Kazanımların" uygulamalarından çıkıyor. İnsan yetiştiren tezgâhlar bozuk. Demek ki lafla peynir gemisi yürümüyor. Müslüman olduğumuza göre, Müslüman’ca düşünüp danışarak, tedrisatımızı buna göre yaparak fabrika ayarlarına dönmek zorundayız. Bize el sallayan şanlı bir tarihimiz ve muhteşem bir mâzimiz var. Şanlı Ceddimiz, yetmiş iki  milleti bir arada barındırdı. "Kazanımlarımız" ise, bin yıllık akraba ve din kardeş Kürt ile Türk’ü bile bir arada tutamıyor. Helikopterlerden Kavmiyetçiliğin günahını anlatan el afişleri dağıtmak artık fayda vermiyor (1990'lı yıllarda yapılan icraattan).

 

Gerçekler konuşulacak yerde ; "Kraldan çok kralcılık " yapanların başında gelen Mahmut Esat Bozkurt’un 1930’lara ait kafa yapısı olan, “Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmak. Dost düşman , hatta dağlar bile bu hakikati böyle bilsin” gibi şoven düşünceler rehber ediliyor.                               Hitler bile bu tip bir zekâ seviyesine yuh çeker. Müslüman, bulunduğu topraklarda kimi köle yapmış ki ? Bu tipler İşin arka planında Büyük Britanya'nın Anadolu'yu da parçalamak olan son hamlesine hizmet adına, Türk olmayanın ancak köle olabileceğini söylemek suretiyle diğer unsurları kışkırtma görevini üstlenen bir "kışkırtıcı ajan" görevini yürütmüş ve başarılı da olmuştur. Şeyh Said Kalkışmasını, Dersim'i, Koçgiri'yi, Ağrı'yı ve devamını düşünürseniz bu şaşmaz gerçeği görürsünüz.

 

Şu anda Mahmut Esat Bozkurt’a tabi olanlarla olmayanların görüş farklılığı çarpışıyor. İktidara muhalifler olanların içinden sadece birisi çıktı ve hayrete mûcip bir açık yüreklilikle :  “İstiklal Marşımız gibi birleştirici ve Kuvva-i Milliye Ruhunu bire bir yansıtan muhteşemden de muhteşem ifâdeler varken  tek parti döneminin tek tipleştirici sloganına ihtiyaç yoktur.!.” diyerek, hiç kıvırmadan ve dosdoğruca tarihi ve sosyal bir hakîkati haykırdı.

İşin aslı astarı : “Millet Çatısı” altında birleşmemizi istemiyorlar. Birileri bilerek ve isteyerek 200 yıllık yaramızı kaşıyor ve kazıyor. Bugün , "Çerkes" dediğimizde ya da diğer unsurları telaffuz ettiğimizde niye kimseler rahatsız olmuyor da "Kürt"  kelimesinden, ya da ; asabiyetçilik (kavmiyetçilik) çukuruna düşen Kürt yurttaşım Türk kelimesinden rahatsız oluyor. Çünkü, bu iki kelime kazına kazına yaraya, yara da kangrene dönüşmüş  de ondan. "Hemi de" bilerek, isteyerek, planlı, proğramlı  ve sistematik bir şekilde...

 

Yüce Mevlâ'mız ; tam 1250 yıldan beri Son Mesajı'nın bekçiliğini, muhafızlığını yapmış ve övgüsüne mazhar olmuş aziz ve şanlı Türk Milletinin üst, alt ve yan kimliğine sahip tüm fertlerininin ferâset, idrak , irfan ve muhakeme melekelerini muhafaza eylesin ve güçlü kılsın inşaAllah.. Ves-selâm..!...





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
    AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  • BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
    BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  • İÇERDE 19. BÖLÜM
    resim yok
  • Osman Zeki Öner
    Osman Zeki Öner
  • Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
    Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  • Aytaç Doğan İç Benim İçin
    Aytaç Doğan İç Benim İçin
  1. AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  2. BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  3. İÇERDE 19. BÖLÜM
  4. Osman Zeki Öner
  5. Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  6. Aytaç Doğan İç Benim İçin
VİDEO GALERİ
YUKARI