Bugun...


İsmail ATMACA


facebook-paylas







RAMAZAN – İKTİSAT – ŞÜKÜR RİSALELERİ / 11 (11.06.2018)
Tarih: 11-06-2018 03:49:00 Güncelleme: 11-06-2018 03:49:00


Evet, rızık ikidir: 

Biri hakikî rızıktır ki onunla yaşayacak. Bu âyetin hükmü ile, o rızık taahhüd-ü Rabbanî altındadır. Beşerin sû-i ihtiyârı karışmazsa, o zarurî rızkı her halde bulabilir. Ne dinini, ne namusunu, ne izzetini feda etmeye mecbur olmaz.

İkincisi, rızk-ı mecazîdir ki sû-i istimalâtla hâcât-ı gayr-i zaruriye hâcât-ı zaruriye hükmüne geçip, görenek belâsıyla tiryaki olup terk edemiyor. İşte bu rızık taahhüd-ü Rabbanî altında olmadığı için, bu rızkı tahsil etmek, hususan bu zamanda çok pahalıdır. Başta izzetini feda edip zilleti kabul etmek, bazen alçak insanların ayaklarını öpmek kadar manen bir dilencilik vaziyetine düşmek, bazen hayat-ı ebediyesinin nuru olan mukaddesat-ı diniyesini feda etmek suretiyle o bereketsiz, menhus malı alır.

Hem bu fakr u zaruret zamanında, aç ve muhtaç olanların elemlerinden ehl-i vicdana rikkat-i cinsiye vasıtasıyla gelen teellüm, o gayr-i meşrû bir surette kazandığı parayla aldığı lezzeti, vicdanı varsa acılaştırıyor. 

Böyle acib bir zamanda, şüpheli mallarda, zaruret derecesinde iktifa etmek lâzımdır. Çünkü “İnne’z-zarûrete tükadderu bikadrihâ” sırrıyla “Haram maldan, mecburiyetle zaruret derecesini alabilir, fazlasını alamaz.” Evet, muztar adam, murdar etten tok oluncaya kadar yiyemez. Belki ölmeyecek kadar yiyebilir. Hem yüz aç adamın huzurunda kemal-i lezzetle fazla yenilmez.

İktisad, sebeb-i izzet ve kemal olduğuna delâlet eden bir vakıa: 

Bir zaman, dünyaca sehavetle meşhur Hâtem-i Tâî, mühim bir ziyafet veriyor. Misafirlerine gayet fazla hediyeler verdiği vakit, çölde gezmeye çıkıyor. Bakar ki, bir ihtiyar fakir adam, bir yük dikenli çalı ve gevenleri beline yüklemiş, cesedine batıyor, kanatıyor. Hâtem ona dedi: 

“Hâtem-i Tâî, hediyelerle beraber mühim bir ziyafet veriyor. Sen de oraya git; beş kuruşluk çalı yüküne bedel beş yüz kuruş alırsın.”

O muktesid ihtiyar demiş ki: “Ben bu dikenli yükümü izzetimle çekerim, kaldırırım; Hâtem-i Tâî’nin minnetini almam.”

Sonra Hâtem-i Tâî’den sormuşlar: “Sen kendinden daha civanmert, aziz kimi bulmuşsun?”

Demiş: “İşte o sahrada rast geldiğim o muktesid ihtiyarı benden daha aziz, daha yüksek, daha civanmert gördüm.”

Bediüzzaman Said Nursi - Lem’alar - On Dokuzuncu Lem’a

 

LÛ­GAT­ÇE:

civanmert: Yiğit, mert, iyilik sever, asil ve cömert yaratılışlı.

fakr u zaruret: Fakirlik ve yoksulluk.

geven: Dikenli dağ bitkisi.

hâcât-ı gayr-i zaruriye: Zorunlu olmayan ihtiyaçlar.

hâcât-ı zaruriye: Zorunlu ihtiyaçlar.

Hâtem-i Tâî: Cahiliye döneminde Arabistan’da yaşamış (ö. 578), cömertliğiyle meşhur ünlü bir şair ve kabile reisi.

iktifa etmek: Yetinmek.

menhus: Uğursuz.

muktesid: İktisada uygun davranan, savurgan veya cimri olmayan, tutumlu.

murdar: İslâm dînince yenmesi yasaklanmış (hayvan).

muztar: Zor durumda kalmış, çaresiz.

rikkat-i cinsiye: Aynı cinsten olana duyulan şefkat.

sebeb-i izzet ve kemal: İzzet ve olgunluk sebebi.

sehavet: Cömertlik.

sû-i ihtiyâr: İradenin kötü yönde kullanılması.

taahhüd-ü Rabbanî: Cenâb-ı Hakk’ın taahhüdü, deruhte etmesi.

teellüm: Elem duyma, acı hissetme.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
    AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  • BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
    BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  • İÇERDE 19. BÖLÜM
    resim yok
  • Osman Zeki Öner
    Osman Zeki Öner
  • Osmanlı
    Osmanlı
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  1. AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  2. BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  3. İÇERDE 19. BÖLÜM
  4. Osman Zeki Öner
  5. Osmanlı
  6. Kubat Ötme Bülbül
VİDEO GALERİ
YUKARI