Bugun...


Edib Ahmet CEYLAN


facebook-paylas







İnsan ve Eğitimi
Tarih: 22-09-2014 01:36:00 Güncelleme: 22-09-2014 01:36:00


Bir eğitim-öğretim yılına daha başlıyor olmanın sevincini ve heyecanını hep birlikte yaşıyoruz. Yeni eğitim-öğretim yılının; milletimiz ve devletimiz için hayırlı olmasını, hepimize başarı ve mutluluklar getirmesini diliyorum.

Tarih boyunca insanoğlu kendisini çevreleyen baskıları yenmek için elinden gelen mücadeleyi göstermiştir. Yaşama varlığını devam ettirme isteği bütün canlılarda olduğu gibi insanda da mevcuttur. İnsan açlıktan kurtulmak için tabiatla savaşmıştır. Varlığını ve neslini korumak için de ne lazımsa yapmıştır. Bu onun, maddi varlığının kurtuluşudur. Ancak insan maddi bir varlıktan ibaret değildir. Bir de onun ruhi yönü vardır. İnsanın diğer varlıklardan farkının olabilmesi için ruhi yönünün de terbiye edilmesi gerekir. Bu da ancak ideal eğitimcilerin rehberliğinde olur.

            Diğer bir adı da terbiye olan eğitim; insan için önemli bir faaliyettir. Peygamberler bunun için gönderilmiş, kitaplar bunun için indirilmiş, insanlar bunun için okumuş, bunun için yazmış, gecesini gündüzüne katarak bunun için çalışmışlardır.

            Eğitimin hedefi; insana, kendisine ve mensubu bulunduğu milletine lazım olan bilgiyi vermek, ona hayatta lazım olacak olan beceriyi kazandırmak, onu yüksek değerlere sahip kılmak kötü alışkanlıklardan ve davranışlardan korumak, iyi alışkanlıklar ve davranışlar kazandırmak şeklinde belirtilmiştir.   

            Eğitim; ailede, okulda, fabrikada, kışlada, hülasa her yerde olabilir. Fakat okullar, insanların eğitim ve öğretimi için en elverişli kurum ve kuruluşlardır. Yaşa göre gerekli bilgiler orada öğrenilir, arkadaş akran orada kazanılır. Büyük, küçük sevgisi, hoşgörü ve dostluk orada kurulur. Yasalara, kurallara, törelere ve karşılıklı hak ve hukuka saygı orada alışkanlık haline gelir. Hülasa hayat için her şey orada öğrenilir.

Bu konuda Sevgili Peygamberimiz (s.a.s):“Allah (c.c) beni sizlere muallim (öğretmen) olarak gönderdi.”(1)diyerek kendisinin örnek bir öğretici olduğunu açıklıyor ve ilim öğrenmek için zaman, mekân, yaş sınırı olmadığını ve erkek, kadın herkesi beşikten mezara kadar ilim öğrenmeye İslam’ın emrettiğini bildiriyor.

Yine, Sevgili Peygamberimiz başka bir sözünde: “Âlimler Peygamberlerin mirasçılarıdır.”(2) diyerek fazilet ve bilgi yüklü öğretmenleri müjdeliyor, öğrenciden ve veliden ilk beklenen şeyin öğretmenlere sevgi ve itaat olduğunu bildiriyor. İlmin kapısı diye tarihe geçen Hz. Ali (r.a) Efendimiz de: “Bana bir harf öğreten, beni kendisine köle yapar.” Derken öğretmenlerimize saygıda kusur etmememizi bizlerden istemiştir.

Bir Çin atasözünde ise; insan eğitmeninin önemi şu şekilde belirtilmektedir:

Bir yıllık plan yapıyorsan pirinç ek.

On yıllık plan yapıyorsan ağaç dik.

Yüz yıllık plan yapıyorsan insan yetiştir.

            Milletler geleceklerini, yetiştirdikleri nesille eğitim ve öğretime gereken önemi vererek, onları en güzel bir şekilde eğiterek garanti altına alır. Bunun için eğitim ve öğretime gereken önemi vermek millet olarak en büyük görevimiz olmalıdır.

            Millet olarak okumayan bir toplumuz. Uluslararası okuma becerisinde gelişim projesi  (PIRLS) çerçevesinde, 35 ülkede ilköğretim 4. sınıf öğrenciler arasında yapılan bir araştırmaya göre; Türkiye’de 62 il de 154 ilköğretim okulunda toplam 5390 öğrenci arasında yapılan ankete göre, Türk öğrencilerinin okuma becerilerinin uluslar arası standartlarının altında olduğu tespit edilmiştir.

Buna göre Türkiye 35 ülke arasında 28. sıradadır. Bu ülkemiz için üzücü bir durumdur, Bu iç karartıcı tabloyu değiştirmek siz anne ve babalara, özellikle eğitimcilere çok büyük görevler düşmektedir.

Dünyada yapılan istatistiklere göre bugünün gençliği; karşısında eli sopalı, despot bir eğitimciyi, ne de her şeyi hoş gören bir eğitimciyi istemiyor. Onun isteği yerinde ikaz edebilen ve yerinde sevebilen yapıcı bir eğitimciyi istemektedir. İlmine göre amel etmeyen eğitimcilerin yapacakları davetler tesirli olmaz. Bunun için eğitimde sevgiyi baş tacı yapmalıyız. Sıcak suyun buzu erittiği gibi sevgi de hataları yok eder. Sirke balı bozduğu gibi kötü hareketler ve sözler sevgiyi yok eder ve bitirir. Onun için hoşgörü ve sevgi içinde birbirimizi sevmeliyiz. Birbirimize karşı hürmet duyguları beslemeliyiz. Ancak o zaman dünyada yaşayan bahtiyar insanların mutluluğuna ermiş oluruz.

Barış ve hoşgörü ortamında birlikte yaşama kültürü geleneğini yeni nesillere aktarmak bu konuda gençlerimizi duyarlı ve bilinçli hale getirmek için eğitimcilerin donanımlı bir hale gelmesi gerekir.

            Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği, çağdaş bir eğitimle sağlanabilir.

             Çocuklarımızın en iyi bir şekilde yetiştirilebilmesi için iyi bir eğitim almaları şarttır. İyi bir eğitimle ülkemizin daha yüksek seviyelere gelmesini sağlayacaklardır. Bu, eğitimcilerin temel hedefi olmalıdır.

            Sevgili veliler ve değerli öğrenciler!

            Şu an içinde bulunduğumuz durumu değil, millet olarak bu hale nasıl geldiğimizi düşünelim. Düşünelim ki elimizde olan nimetin değerini bilelim. Bundan yıllar önce okumak isteyen insanların, yalın ayak, kara lastikle okula gittiklerini unutmamalıyız. Bir defteri, bir silgiyi, bir kalemi iki üç arkadaşın-kardeşin paylaştıklarını unutmamalıyız. Okumak için saatlerce karda, yağmurda, çamurda köyden köye, köyden şehre gittiklerini unutmamalıyız.

            Zamanı iyi kullanmalıyız. Bunun için hiçbir zaman bugünün işini yarına bırakmamalıyız.

            Her işimizde sevgi ve hoşgörüyü ön planda tutmalıyız. Tarihimizi ve geçmişimizi iyi öğrenmeliyiz ve geleceğe hazırlıklı olmalıyız. Büyük bir milletin evladı olduğumuzu unutmamalıyız. Atatürk’ün “Gençliğe hitabesi” ile siz gençlere çok büyük sorumluluklar verildiğini unutmamalıyız.

            Sevgili geçler,

            Yurt ve millet sevgisi ile dolu, ailesinin yüz akı,   öğretmenlerinin gurur kaynağı olan gençler olarak kendinizi yarınlara iyi hazırlayınız. Başardığınız şeylerle yetinmeyiniz. Daha fazlasını isteyiniz. Çünkü tam yaptım dediğiniz bir şey bir gün sonra bakmışsınız eksik kalmış. Sizin yerinize başkası onu tamamlamış. Tıpkı çarşıdan son sistem bilgisayarı alıp eve getirdiğinizde ertesi gün bir de bakmışsınız ki bilgisayarınız eski model olmuş. Onun için her gün kendinizi yenileyin. Tıpkı gelişen teknoloji gibi. Ama unutmayalım ki teknolojiyi de geliştiren insan değil mi? Bu neden içinizden biri olmasın!

            Netice olarak, toplumumuzun eğitim seviyesi ne olursa olsun çocuklarımıza, milli ve manevi değerlerimizi öğretmek, milli eğitimimizin vazgeçilmez hedefi olmalıdır. Ancak bir eğitimci olarak böyle düşünürsek eğitimi usulüne uygun bir şekilde yeni nesillere kazandırırsak hem başarıya, hem de millet olarak huzura kavuşabiliriz. İşte o zaman bu tür eğitimcilerle gelecek daha güzel olacaktır.

            Okullar sevginin, saygının, hoşgörünün, dostluk, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma gibi duyguların öğretildiği müstesna yerlerdir.

            Yeni eğitim-öğretim yılının hayırlara vesile olmasını ve başarılı geçmesi dileğiyle.

Kaynaklar:

(1) İbni Mace, Sünen Mükaddime N:299.

(2) Riyazüs Salihin. Hadis 1391.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
    AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  • BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
    BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  • İÇERDE 19. BÖLÜM
    resim yok
  • Osman Zeki Öner
    Osman Zeki Öner
  • Osmanlı
    Osmanlı
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  1. AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  2. BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  3. İÇERDE 19. BÖLÜM
  4. Osman Zeki Öner
  5. Osmanlı
  6. Kubat Ötme Bülbül
VİDEO GALERİ
YUKARI