Bugun...


Doç. Dr. Ali KARATAŞ


facebook-paylas







"Cihadı ve İnfakı Terk Ederek Kendi Kendini Tehlikeye Atmak” (17.05.2018)
Tarih: 17-05-2018 05:41:00 Güncelleme: 25-05-2018 04:23:00


Bu yazıda “Kudüs” vesilesiyle hatırladığım bir ayet üzerinden bir şeyler söylemek istiyorum.

Sadece meal üzerinden anlamı düşünüldüğünde pek çok ayetin manası buharlaşmaktadır. Bu ayetlerden birisi de “(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın, iyilik edin. Doğrusu Allah iyilik edenleri sever.” (Bakara 2/195) ayetidir.

Ayet; meale göre Müslümanlardan Allah yolunda harcama yapmayı, kendilerini tehlikeye atmamayı ve ihsanda bulunmayı emretmektedir. Buna göre yalın hali ile bakıldığında ayetin genel olarak Müslümanların tehlikeden uzak durmasını istediği anlaşılmaktadır; ancak ayetin kendi özel bağlamı çerçevesinde ifade ettiği mesajbu değildir. Eğer bu genel mesaj ön plana çıkarılırsa özel mesaj kaybolmaktadır ve bu mesaj da kanımca daha önemlidir. Günümüzde de özel olarak Filistin meselesinde bizim asıl olarak bu manayı bilmemiz gerekmektedir.

Ayetin genel mesajının özel mesajının önüne geçmesi sadece günümüzde değil tarihte de yaşanmıştır. Olay Tirmizî’de (Tefsir 3, No: 2972) geçen rivayette şu şekilde anlatılmıştır:

İstanbul'u fethetmek üzere gelen Müslüman ordusundan bir asker, bir hamle yaparak düşman saflarına girmiş ve bunu gören askerler 'Sübhanallah! Kendi eliyle kendini tehlikeye attı!' diye bağırmışlardır. Ebû Eyyüb el-Ensari "Ey insanlar! Siz bu âyeti (Bakara 2/195) böyle mi te’vîl ediyorsunuz? Bu âyet biz Ensar hakkında indi. Allah, İslam'ı güçlendirip yardımcıları çoğalınca, gizlice aramızda 'Mallarımız kayboldu, artık Allah İslam'ı güçlendirdi ve yardımcıları da arttı. Mallarımızın başında bulunsak da yitirilen mallarımızı telafi etsek?' diye Allah’ın rasulü duymadan bir temennide bulunduk. Bunun üzerine Allah "Allah yolunda infak edin! Kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayın!" âyetini inzal etti. Bu âyette kastedilen tehlike, malların başında bulunup onları artırmak ve savaşı bunun için terk etmektir." dedi.

Bu rivayete göre ayet cihad etmeyi terk ederek Müslümanların kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atabilecekleri mesajını vermektedir.

Kudüs ile bağlantılı olarak ayeti düşündüğümüzde bugün Müslümanların Filistin’i kendi kaderleriyle başbaşa bırakmalarının aslında kendilerini tehlikeye atmak olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü bir devlet olarak İsrail’e verilen toprakların günümüze kadar gelen bir süreçte büyük oranda genişlediği görülmektedir. Durum böyle olunca onların Müslümanlara karşı uyguladıkları terör ve zulüm politikalarını iyice güçlendirdikleri ortaya çıkmaktadır. Buna bağlı olarak nasıl Filistin’de şiddeti hâkim kıldılarsa burayı tamamen ele geçirdiklerinde Ortadoğu’daki şiddeti ve terörü daha da artıracakları gerçeği hiç de uzak değildir. İşte onların bu rahat hareketleri İslam dünyasının Allah yolunda infak etmeyi ve cihadı terk etmeleri nedeniyledir. Mallarını artırmalarının peşinde olmaları sebebiyledir. Şu bir gerçek ki bu tehlike yarın önce onları vuracaktır. Şu durumda onlar cihadı ve infakı terkedip olaya müdahil olmayarak kendilerini koruduklarını düşünmektedirler; ancak ayetin ifadesiyle bu tavır kendilerini koruma değil, kendi elleriyle kendilerine tehlikeye atmadır.

Bunun gerçekleşmemesi ve yarın tehlikenin, şiddetin ve terörün içinde yok olmamaları için, öncelikle kendilerini korumaları için Arap ülkelerinin bu terörün karşısında olmaları veya en azından bu teröre açıkça karşı duran Türkiye ve Katar’ı desteklemelidirler. Bu hem insan olmanın hem de Müslüman olmanın bir gereğidir. Aslında Müslüman olmak insancıl olmakla eşdeğerdir. İnsancıl değilsek o zaman Müslüman olmamız da şüphelidir.

Peygamber Efendimizin (a.s) şu hadisi bana göre tam da bunu ifade etmektedir:

“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!” (Müslim, Îmân 93-94)

Cennete girmek Müslümanların birbirini sevmesinden, sevmesi de selamdan geçmektedir. Selam basit şekliyle birbirimize “es-Selâmü Aleyküm” demekten ibaret değildir. Selam güven vermektir, güvene kavuşturmaktır, güven telkin etmektir. Sevmek kuru kuru sevmek değildir. Sevmek sevdiğini tehlikeden korumaktır, sevmek sevdiğine sahip çıkmaktır.

Rabbim hepimizi birbirimizi sevenlerden, sevdiklerine sahip çıkanlardan eylesin. Sevdiklerini tehlikeden koruyanlardan kılsın.

Ramazanı Şerifiniz mübarek olsun.

 

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
    AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  • BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
    BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  • İÇERDE 19. BÖLÜM
    resim yok
  • Osman Zeki Öner
    Osman Zeki Öner
  • Osmanlı
    Osmanlı
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  1. AK Parti - Uğur Işılak, Recep Tayyip Erdoğan Dombra
  2. BURAK AYYILDIZ - Doymadım Doyamadım
  3. İÇERDE 19. BÖLÜM
  4. Osman Zeki Öner
  5. Osmanlı
  6. Kubat Ötme Bülbül
VİDEO GALERİ
YUKARI